CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 19. maddesi üzerinde yaptığı konuşmada, AKP’nin tarım politikalarının şeker pancarı üretimini gerilettiğini belirterek dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Ne yazık ki yıldan yıla AKP'nin uygulamış olduğu politikalarla şekerin tadı kaçtı, vatandaşımız şekere ulaşmakta zorlanıyor, üretim her geçen gün geriliyor. Bugün şeker üretimi yapan çiftçiye şayet yeterince destek olamaz ve onun üretimine katkı sunamazsak yarın öbür gün üretim yapacak çiftçi de bulamayacağız.
“PLANLAMA DOĞRU AMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”
Bugün düzenlemede gündeme gelen maddelerden 18'inci, 19'uncu ve 22'nci maddede şeker üretim alanlarının belirlenmesi, şeker taban fiyatının belirlenmesi ve fabrikalara özel üretim alanları oluşturulması öngörülüyor. Bu sınırlamayla birlikte şeker üretiminin planlanması hedefleniyor.
Aslında bakarsanız temelde planlama doğru ve yerinde ama yetersiz çünkü tek sorun şeker üreticisinin, oradaki çiftçinin, köylünün neyi ne zaman üreteceği değil; bu üretimin maliyetinin nasıl düşürüleceği ve ürettiği ürün karşılığında elde edeceği katma değerin, kârın nasıl artırılacağıdır. Biz görüyoruz ki Türkiye’de bu anlamdaki planlamalar kişileri, şirketleri ve sermayeyi kalkındırma üzerine kuruludur.
“TABAN FİYAT VAR AMA DENETİM YOK”
Şimdi bu teklifte evet, alan sınırı yapılıyor, taban fiyatı belirleniyor. Peki, bu denetimler yapılmazsa ne olacak?
Geçtiğimiz yıllarda taban fiyat 3.100 liraydı ama özel sektöre ait fabrikalar piyasadan 1.500-2.000 liraya şeker pancarı alarak haksız rekabete ve çiftçilerin zarar etmesine neden oldu. Piyasayı denetlemezsek koyduğumuz kuralların ve kanunların hiçbir anlamı kalmıyor.
Alanın içerisindeki üretimin yeterliliğinin, açıklanan taban fiyatın gerçekçiliğinin ve uygulanmasının iktidar tarafından denetlenmesi gerekiyor. Bunun garantörü AKP iktidarı ve Tarım Bakanlığı olmalıdır.
“DOMATESTE YAŞANAN SENARYO ŞEKERDE DE TEKRARLANIYOR”
Bakıyoruz ki taban fiyat uygulamasıyla ilgili açıklamalar yapılıyor. Domates üreticisi için de açıklama yapıldı ancak ürünler tarlada kaldı. Açıklanan fiyatın yarısına bile üretici ürününü satamaz oldu. Yapılan sözleşmeler boşa çıktı, Tarım Bakanlığı ve AKP iktidarı yine ilgisiz kaldı, çiftçiyle üreticiyi kaderine terk etti. Mağdur olan ise her zaman olduğu gibi köylümüz ve üreticimiz oldu.
“BALIKESİR’DE ÜRETİM ALARM VERİYOR”
Balıkesir’de de TÜRKŞEKER tarafından işletilen Susurluk Şeker Fabrikası bulunuyor. Ancak bu fabrika uygulanan politikalar nedeniyle bölgedeki katma değer üretme kapasitesini kaybetti.
2002 yılında kaldırılan 14 polar taban fiyatının ardından piyasa kendi hâline bırakıldı ve üretim geriledi. 2017 yılında yeniden açıklanan 12 polar taban fiyat bölgede heyecan yarattı. O dönemde 4-5 bin ton seviyelerinde olan üretim yaklaşık 44 bin tona çıkarak neredeyse on kat arttı. Ancak devamında açıklanan fiyat maliyetleri karşılamayınca üretici yeniden üretimden uzaklaştı ve 2025 yılında üretim 3.877 ton seviyesine geriledi.
Bugün Balıkesir’de üretim kapasitesinin büyük bölümü kullanılamıyor. Bunun temel nedeni üreticinin beklentisini karşılayacak ve maliyetini karşılayabilecek bir taban fiyatın oluşturulamamasıdır.
“7 BİN 554 ÇİFTÇİDEN GERİYE SADECE 624 KİŞİ KALDI”
Bandırma, Manyas, Susurluk, Erdek, Balya, Burhaniye, Bigadiç, Kepsut ve Savaştepe geçmişte şeker pancarı üretiminin yoğun yapıldığı ilçelerdi.
Yirmi yıl önce, 2006 yılında Balıkesir’de 7 bin 554 şeker pancarı üreticisi bulunurken bugün bu sayı yalnızca 624’e düşmüş durumda. Bölgede önemli katma değer yaratan şeker üretimi yanlış politikalar nedeniyle her geçen gün yok oluyor. Bu gidişat devam ederse fabrikanın da zarar ederek kapanma riski ortaya çıkacaktır.
“NBŞ DENETİMSİZLİĞİ DOĞAL ŞEKER ÜRETİMİNİ GERİLETİYOR”
Burada yaptığımız yasal düzenleme yerinde ancak yetersizdir. Denetimler yapılmadığı sürece sektörde disiplin sağlamak mümkün değildir.
Yurt dışından gelen nişasta bazlı şekerler ile mısır şurubuna yönelik denetimler yetersizdir. Sanayide kullanılan bu ürünlerin yeterince kontrol edilmemesi sentetik şeker kullanımını artırırken doğal şekere olan ihtiyacı azaltmaktadır. Bunun sonucunda çiftçi gerilemekte, üretim her geçen gün azalmaktadır.
“BAĞIMSIZ ŞEKER ÜST KURULU KAPATILDI”
Bu olumsuz tablonun önemli nedenlerinden biri de daha önce faaliyet gösteren bağımsız Şeker Üst Kurulu’nun kaldırılmasıdır.
Yerine Bakanlığa bağlı bir daire başkanlığı kurulmuş, bağımsız bir denetim mekanizması ortadan kaldırılmıştır. Eskiden sendikalar ve üreticiler bu kuruma karşı dava açarak haklarını arayabiliyorken bugün Bakanlığın izni olmadan bu yapıya etkili şekilde itiraz edilmesi dahi mümkün değildir.
“ŞEKER FABRİKALARI CUMHURİYETİN KALKINMA HAMLESİDİR”
Şeker fabrikalarımızın değerini bilmeliyiz. Cumhuriyetin ilk sanayi kalkınma hamlelerinden biri olan ve İzmir İktisat Kongresi’nin en önemli kararları arasında yer alan şeker fabrikaları, 1926’dan bugüne Türkiye’nin üretim gücünün simgeleri olmuştur.
Ancak bugün 32 fabrikanın yalnızca 14’ü kamunun elinde kalmış, 18’i özelleştirilmiş ya da kooperatifler tarafından işletilmektedir.
“ŞEKER PANCARI STRATEJİK BİR ÜRÜNDÜR”
Şeker pancarı; fabrikalarıyla ekonomiye katkı sağlayan, istihdam oluşturan, mısır ve buğdaya göre yaklaşık beş kat daha fazla iş gücü gerektiren ve doğaya önemli ölçüde oksijen katkısı sunan stratejik bir üründür. Üreticinin korunması, etkin denetim mekanizmalarının kurulması ve sürdürülebilir tarım politikalarının hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.
(CHP Balıkesir İl Başkanlığı)

Yorum yapın