HASAN BOZKURT
25.26.1955’te Balıkesir ili Sındırgı ilçesi, Karaağaç Mahallesi’nde (Köyü)sekiz çocuklu ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. 1961-1962 ders yılında başladığı ilkokulu 1966-1967 ders yılında bitirdi. Diplomasında sehven “Karaağaç Köyü ilkokulu yerine “Hasan Bozkurt İlkokulu”ndan mezun olmuştur” yazılıdır.1967-1968 ders yılında ilçenin merkezinde şu anda Kız Meslek Lisesi olarak kullanılan binada başladığı ortaokulu 1969-1970 ders yılında Çavdaroğlu (Taştepe) Mahallesindeki yeni binada bitirdi. Aynı binada 1970-1971 ders yılında başladığı Liseyi de 1972-1973 ders yılında bitirdi. Sındırgı Lisesi’nin ilk mezunlarındandır. Aynı ders yılında başladığı Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü (N.E.E) nün Sosyal Bilgiler Bölümünden (Gece Eğitimi) mezun oldu. Diyarbakır Ergani Dicle Öğretmen Lisesi’nde göreve başladı. Kulp Lisesi, Isparta Eğirdir Koçular Ortaokulu, Sındırgı İmam Hatip Lisesinde devam etti.
1977 Şubat’ında İlk Okul Öğretmeni Fatma (Gürbüz) Bozkurtla evlendi.1 Ağustos 1977’de askere gitti. Balıkesir İdari ve Lojistik Hizmetler Okulu Eğitim Merkez Komutanlığı Yedek Subay Okulu’ndan Ordudonatım Asteğmen Olarak mezun oldu. 15 Aralık 1977’de başlayan kıta hizmeti askerlik görevini, Malatya’daki II. Ordu Komutanlığı 967.Mühimmat Komutanlığı’nda Ordudonatım Teğmen olarak 31Ocak 1979’da tamamladı.
Asker dönüşü tekrar 1 Mart l979’da Sındırgı İmam Hatip Lisesi’nde görev yaptı. Balıkesir Pamukçu Hakkı Kabakçı Orta Okulu’ndan sonra Balıkesir Merkez Cumhuriyet Lisesi’nde göreve başladı. En son Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Lisans Tamamlama Programı Tarih Bölümü’nü bitirdi. Bundan sonra Tarih Öğretmeni olarak görev yaptı. 2000-2001 ders yılı sonunda emekli oldu. İki çocuğundan kızı Derya Ülkü Kurt (Bozkurt) Bilgisayar Mühendisidir. Emrah Bozkurt ise Endüstri Mühendisi ve İş Güvenliği Uzmanıdır.
Bütün şehitlerimize, yiğitlerimize ve geçmişlerimize
Türk milletini millet yapan değerlere sahip çıkanlara
Ben de emeği olanların hatıralarına ve ruhlarına ithaf olunur.
Adı: Sayfa No:
İçindekiler 3
Önsöz 5
Giriş 6
Osmanlıda Taht Kavgaları ve Aile Fertlerinin Mezarları 8
Osmanlı Hanedanı ve Veraset Usulü 8
Osman Beyin Halefi 9
Süleyman Şah 12
Gündüz Alp 13
Ertuğrul Gazi 14
Dündar Bey 15
Hayme Ana 16
Savcı (Sarı Batı) Bey 17
Aydoğdu Bey 18
Bay (Bey) Hoca 19
Aktimur (Aktaş) 20
Mal Hatun (Bala Hatun) 21 Şeyh Edebalı 22
Osmanlı Padişahların Tahtan İndirilmeleri ve Ölümleri 23
Osman Bey 24
Pazarlı Bey 26
Orhan Gazi 27
Süleyman Paşa 31
1. Murat 33
1. Murat’ın Kosova’daki Mezarı (İç Organları) 36
Yakup Çelebi 36
Yıldırım Beyazıt 38,
Yıldırım Beyazıt‘ın Geçici Mezarı 41
Çelebi 1. Mehmet 47
2. Murat 53
Fatih Sultan 1. Mehmet 64
Fatih’in Annesi 68
2. Beyazıt 73
Cem Sultan 75
Yavuz Sultan 1. Selim 81
Kanuni Sultan 1. Süleyman 87
Şehzade Mustafa 90
Şehzade Beyazıt ve Oğulları 91
Kanunin Zigetvar’daki Mezarı (İç Organları) 92
2. Selim 94
3. Murat 97
3. Mehmet 100
1. Ahmet 103
1. Mustafa 105
2. Osman (Genç) 107
4. Murat Sultan Ahmet Cami’inde Babasının Türbesi 10
İbrahim Ayasofya Camii 109
4. Mehmet 104
2. Süleyman 111
2. Ahmet Kanuni’nin Türbesi 115
2. Mustafa Yeni Cami Babası 4. Mehmet ile babaannesi Hatice Turhan Sultan Türbesi 116
3. Ahmet Yeni Cami Hatice Turhan Sultan Türbesi 119
1. Mahmut Yeni Cami Hatice Turhan Sultan Türbesi 121
3. Osman Yeni Cami Hatice Turhan Sultan Türbesi 123
3. Mustafa 125
1. Abdülhamit 128
3. Selim 131
4. Mustafa 4. Vakıf hanı yanındaki 1. Abdülhamit Türbesi 133
2. Mahmut 134
Abdülmecit 137
Abdülaziz 139
5. Murat 143
2. Abdülhamit 147
5. Mehmet Reşat 157
6.Mehmet Vahdettin 162
Sonsöz 167
Kaynaklar: 168
Önsöz
Giriş
Türk Milleti, tarih buyunca hür ve bağımsız yaşamış, hiçbir zaman hürriyetsiz ve devletsiz yaşamamıştır. Asya ve Avrupa kıtalarında at koşturmuş, yedi iklim üç kıtaya hâkim olmuştur.
Kurmuş oldukları on altı büyük devlet cumhurbaşkanlığı forsunda on altı yıldızla sembolize edilmiştir. Bu büyük devletlerden birisi olan Osmanlı devleti de en uzun ömürlü ve en geniş sınırlara sahip olanıdır. Üç kıtaya hâkim olan Osmanlı devleti uç beyliği iken devlet, devlet iken büyük devlet haline gelmiştir. Bu devlet kurulmuş, gelişmiş, yükselmiş, duraklamış, gerilemiş, dağılmış ve nihayet tarih sahnesinden çekilmiştir.
Devletlerin hayatı insanların hayatına benzer, insanlar da doğarlar, büyürler, gelişirler, olgunlaşırlar, yaşlanırlar ve ölürler. Kuran’da,
ALİ İMRAN 185, ENBİYA 35 ve ANKEBUT 57 de “Her canlı ölümü tadacaktır” der.[1]
Osmanlı padişahları ve aile fertleri de değişik zamanlarda dünyaya gelmiş ve ölmüşlerdir. Takip ettiğim kadarıyla bu ailenin fertlerinin mezarları ile ilgili mahalli çalışmaların dışında geniş kapsamlı bir çalışma yapılmamış. Ancak internet ortamında çalışmalara rastladım. Ben de onlardan da faydalandım.
Türk milleti tarih sahnesine çıktığından itibaren Türk Cihan hâkimiyeti mefkûresini ve devlet-i ebed müebbeti, nizam-ı âlemi ülkü edinmişler ve bu uğurda bedeller ödemişlerdir. Bu bedeli en çok ödeyenler de Osmanlı ailesinin fertleri olmuştur. Âşık Paşa bunu,
“Kadimden töredir kardeşe kıymak
Atayı anayı tasalı, üzgün (gussalı) komak” şeklinde ifade etmiştir.
Avusturya İmparatoru Ferdinend’ın elçisi Busbech,
Müslümanlar, Osmanlı hanedanı sayesinde ayakta duruyorlar. Hanedan yıkılırsa din de mahvolur. Bu sebeple hanedanın din ve devletin selameti ve bekası evlattan daha önemlidir” der. Kanuni Sultan Süleyman da,
“Cenab-ı Hak benden sonra senin hükümdar olmanı takdir etmişse bunu hiçbir kimse değiştiremez ve ortadan kaldıramaz. Etmemişse bunu sen de değiştiremezsin. Bu İslam dininin tek dayanağı Osmanlılardır. Devlet içindeki mücadele doğu ve batıdaki düşmanlara fırsat verir bu is bir cinayettir. İslamiyet’i kökünden yıkmakla birdir.”
“Genel bir zararı def etmek için, özel bir zarar tercih edilir.”
“Bir kafeste iki aslan, bir kında iki bıçak olmaz.”[2]
Devletin bekası, milletin selameti için padişahlar zaman, zaman öz çocuklarını, kardeşlerini ve amcalarını öldürtmüşlerdir.
Bu konuda diğer bir ayrıntıda İslamiyet öncesi ve sonrasında uygulanan bu kural, Fatih Kanunnamesinde,
“Her kime saltanat müyesser ola,
Nizam-ı alem için karındaşlarını katletmesi vaciptir” şeklinde ifadesini bulmuştur.
Diğer bir ayrıntıda dünyayı idare etme görevinin kendilerine tanrı tarafından verildiği ifadesi Orhun abidelerinde de yer almıştır. Bu yüzden devleti idare eden ailelere kutsilik niteliği verildiği için bu aile fertlerinin kanları da kutsileştirilmiştir. Buna dayanarak bu ailenin fertleri idam edilirlerken kanlarının akıtılmaması için yay kirişiyle boğulmuşlardır. Bazı istisnalar da vardır. Nitekim 3. Selim ve Sultan Abdülaziz’in kanları akıtılmıştır.
Türk devletlerinin yılış sebeplerinin başında kardeş kavgası ve buna dayalı olarak ülke topraklarının bölünmesi çalışmalarıdır. Düşmanlarımız da bunu “Böl, parçala ve yut” olarak uygulamışlardır. Özellikle Fetret devrinde ve 2. Beyazıt-Cem mücadelesinde bu metot uygulanmaya çalışılmıştır.
Bu mücadele Kuran ayetlerinde,
BAKARA 191 ve 217 “Fitne adam öldürmekten daha kötüdür”
MAİDE 32 Kim bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış birisini haksız yere öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. İm de bir canı kurtarırsa, o da sanki bütün insanları kurtarmış gibidir” ifadeleri vardır.
Türk ceza kanunda 302-316 maddeleri arasında ise
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak
Düşmanla işbirliği yapmak
Devlete karşı savaşa tahrik
Askeri tesisleri takrip
Düşman devlete maddi ve mali yardım
Anayasayı ihlal
Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı
T.C. Hükümetine karşı silahlı isyan
Silahlı örgüt kurma, idare etme veya örgüte üye olma
Terör ve devletin birliğini bozmak gibi suçlar şeklinde yer alır.
Çok partili siyasi hayata geçtiğimiz 1946dan bu yana iktidarlar genelde seçimler yoluyla değişmiştir. Ancak 27 Mayıs İhtilalı, 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 İhtilalı, 28 Şubat 1997 Postmodern Darbesi, 27 Nisan 2007 e posta bildirisi, 7 Şubat 2012 Olayı, 17-25 Aralık 2013 Olayları, 15 Temmuz 2016 Hain Feto darbe girişimi gibi acı olaylar yaşandı Bu olaylar sonunda bu milletin ve bu devletin özellikle ve öncelikle genç dinamik nesilleri zarar gördü. 27 Mayıs sonrasında bir başbakan iki bakan asıldı. 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında 251 vatandaşımız şehit oldu. İki bine yakın insanımız yaralandı. Şüphesiz gidenler geri gelmez. Yanan yüreklerin ocakların ateşi sönmez. Bu arada kaybettiğimiz maddi değerlerle yatırımlar yapılsaydı devletimiz ve milletimiz daha huzurlu ve mutlu olurdu.
Yaptığım bu çalışma hiç

Yorum yapın